3 Ekim 2010 Pazar

Samimiyet?

Son günlerde çok sorgular oldum bu kelimeyi. Samimiyet nedir ki? Çoğu kimseye sorsak şöyle bir tanımda karar kılabiliriz "Samimiyet, içinden geldiği gibi olabilmektir." ben de bu tanıma kesinlikle katılıyorum. Samimi olmalıyız hayatta, kendimiz gibi olmalıyız... Ne kadar didaktik bir giriş paragrafı oldu:)
Çoğu şeyde olduğu gibi samimiyetin de tanımını biliyoruz aslında hepimiz, ama sindirmek, uygulamak daha zor. Neden bunları yazıyorum, tahmin edeceğiniz üzere çevremde samimiyetsiz olduğunu düşündüğüm insan sayısı artıyor, ondan.
Evet diyordum ki, ne olduğunu biliyoruz ama yapmak zor geliyor. Sonuçta toplumda belirli kalıplar var, efendi erkek, aklı başında kız ya da tam tersi asi genç, cool insan vs.
Çocukluk sona erip kendi kararlarımızı daha bi sorguluyor olduk mu bakıyoruz bu kalıplara, tv'de, radyoda, filmlerde, kitaplarda bize sunulan kalıplara. Çoğumuz bihter olmak istemiyoruz evet, ama Hatırla Sevgili'deki Yasemin(Beren Saat gene) olmayı hangimiz istemez. Nasıl bir kız bu Yasemin? Güzel, aklı başında, iyi aile kızı, sevimli böyle, gülüyor, cilveli vs. O zaman biz de öyle olalım, o zaman tüm toplum bizi sever, çevremizdeki erkekler de bize aşık olur. Ne kadar güzel bir mantık değil mi?
Yukardaki mantık ne kadar saçma olsa da biliçaltımızda çoğumuz bunu yapıyoruz. içimizden gelmese de sevimli olmaya çalışıyoruz, birilerine benzemek için kendimizden vazgeçiyoruz.
Çevremde türlü türlü insan vardır benim. Bir arkadaşımla konuşurken başka bir arkadaşım hakkında olumsuz şeyler duyduğum olur, ben de kendimce anlatmaya çalışırım neden öyle bir insan olduğunu bu olumsuz arkadaşın. Eğer bir insan samimiyse ve bu samimiyet sonucunda yaptıkları başkalarına batıyorsa varsın batsın. Birinin uç bir hareketi vardır diğeri beğenmez, ama kendini engelleyip kalıba sığacağına varsın uç olsun, kendi kalıbını kendi yaratsın:)
Bir de insanlara hissetmediği gibi davranan samimiyetsizler var. Mesela beni sevmediğine emin olduğum birinin bana "tatlım, canım, hayatım" demesi. Beni kimse sevmek zorunda değil, sevmesin içinden gelmiyorsa, ama beni görünce yüzünde gereksiz bir tebessüm belirmesin, yanıma gelip mıcık mıcık öpmesin beni, gerek yok.
En son samimiyetsiz insan türünü ise şöyle ifade edeyim, daha doğrusu size bir kaç soru yönelteyim. Birine-birilerine duyduğun güzel-çirkin hisleri alenen sosyal medya başta olmak üzere pek çok kimsenin görebileceği mecralarda ifade etmek ne kadar samimidir? Mesela ben sevgilimin facebook'taki "Wall"una "aşkuuaaaaaııım, seni çok seviyorııııuuuuuuuuum!♥♥♥♥♥" yazmalı mıyım? Yazınca onu daha çok mu seviyor olurum? Bu sevgimin miktarını başka arkadaşlarım öğrendiği zaman ne kazanırım?
Samimiyetsizlik esasında çok daha fazla üzerinde düşünülmesi sayfalarca yazılması gereken bir konu, bugünkü asabiyetimle bu kadarını dile getirebildim. Herkese esenlikler diliyorum:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder