Öncelikle itiraf edeyim bu yazıya başlamadan önce neyle alakalı olacağını bilmiyordum, hala da bilmiyorum. Bir şeyler dedim başlığa, çok sıradan gelir bu sözcükler, özellikle de birlikte kullanılınca. Hayatın aslında minik şeylerden oluştuğundan bahsedersek sanırım güzel bir noktaya geleceğiz. Üstün Dökmen'in de söylediği gibi küçük şeyler birleşiyor ve hayatı oluşturuyor.
Küçük küçük şeylerden oluşan hayatımızı daha da büyütmeye, hep daha fazlasını istemeye meyilliyizdir oysa. Sahip olduğumuz iyi bir dost bizi mutlu etmez de, derste takıştığımız hocayı düşünürüz daha çok, sağlımızın yerinde olması umrumuzda olmaz da, ailemizin izin vermediği bir partidedir hep aklımız. Buraya kadar bilinmeyen bir şey yok, diyoruz ki insanoğlu elindekinin kıymetini bilme, gözü hep ulaşamadıklarındadır.
Bunu değiştirmek bizim elimizde midir acaba? Elbette polyannacılık oynamaktan bahsetmiyorum, ama hayatı daha neşeli kılabilmek elimizde midir? Bu soruyu kendime çok kez sormuşumdur,olumlu bir cevap bulabildiğimdendir herhalde, artık elimdeki güzellikleri daha çok düşünür oldum. Sahip olduğum tüm güzellikler için çok mutluyum, bir kaç konuda da durumlar değiştiği zaman daha ne isteyeyim hayattan!
Kendi durumumuzu bırakırsak, bugünlerde çok arkadaşımda rastlıyorum mutsuzluk, umutsuzluk hali. Başımıza gelen kötü tecrübeler bizi hayatta öyle bir noktaya itiyor ki, aynı şeyleri yaşama ihtimali yüzünden hayattan korkar hale geliyoruz. Hayattan korkmak, önemli bir konu bence. Ben de hayattan korkardım, hala da korkarım. İstediğim gibi olmayacak bir şeyler diye. Ama olaylar tamamıyle de bizim kontrolümüz dışında gelişmiyor. Yani, başımıza gelenlerin bir kısmı nasip kısmet olabilse de, önemli bir kısmı bize bağlı. Olumsuz düşünüp hayattan korkmak da elimizde, orta yola yanaşıp eldekilerle en güzelini yaşayabilmek de.
Korkmak dedik, neden korkuyoruz biraz daha açalım. Arkadaşlarımızla yaşadığımız kötü tecrübeler, onların bize ters hareketleri, bizi önemsemediklerini düşünmemiz, sevgilimizin bizi terk etmesi, bizi anlamaması ve daha da kötüsü aldatması belki... Hepsi kötü tecrübeler bunların, ama hiçbiri hayattan korkmamız için geçerli bir neden değil. Bu bahsettiklerimizden bir veya birkaçını yaşamış biri eğer hayata küserse, kendince bir dünya kurar, onun içinde yaşar gider, ama bunlardaki hataları görür ve bir sonraki sefere daha temkinli olursa bir sonraki sefere daha az hata yapar.
Böyleyiz işte, küçük küçük hatalar yapıyoruz hayatta, bunların sebeplerini anlayabilmek, bunları çözüp yola öyle devam etmek bizi biraz daha ileri taşıyor. Ve gün geliyor bir gün mutluluğun sırrını bulabiliyoruz. Neden olmasın?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder