Bizim jenerasyon için televizyon kavramı kuşkusuz azımsanmayacak öneme sahip. 80'li yıllarda doğmuş olan bizler için(bazımız tek kanallı zamanları bile hatırlar) Bizimkiler, Sıcak Saatler, Kaynanalar... kelimeleri çok şey ifade ediyor. Her pazar akşamı Bizimkileri izleyip baykuşun densizliklerine gülen, apartmanın sinirli yöneticisi "kedi babası" yla eğlenen; Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ çiftinin yıllar boyu süren neşeli ve bir o kadar bizden hikayeleriyle başka dünyalara giden yine bizleriz.
Bilgisayar denilen yeni oyuncağımızın da bizim çocukluk dönemimizde çok yaygın olmadığı düşünüldüğünde televizyon hepimizin hayatının bir döneminde büyük önem kazanmış bir cizhaz kuşkusuz. Diziler özelinde televizyon hakkında çok engin(hangi dizide kim oynamış, kim ne yapmış) bilgiye sahip olduğunu düşünen benim gibiler kendi aralarında bolca konuşmuşlardır bu muhabbet hakkında. Ben de şimdi kendimce bir kaç bir şeyden bahsetmek istiyorum.
Türk halkı izlemeyi sever, yolda kavga eden insanları bile yolunu-işini bırakıp izleyen bizler, önümüze bu eylemi kolaylaştıracak bir alet geldi mi hipnotize oluyoruz resmen:)Bu sebeple yurdum televizyonlarında sayısını bilemediğimiz kadar dizi-yarışma-show programı yer alıyor. Amacım burada "bunları izleyenler cahildir" diye belli kesimi eleştirmek değil, aksine bizzat benim de takip ettiğim bu programlar hakkında kendimce yorum geliştirmektir.
Eskiden "televizyonda ne bulsam izlerim" mantığıyla boş günlerini, tatillerini geçiren bir insandım. İtiraf etmeliyim ki izlediklerimin çoğu birbirinin çakması hikayeler sahip, oyuncu olduğunu sanan tiplerin boy gösterdiği sıradan dizilerdi. Ama ben izledim, şu anda da çok pişman sayılmam aslında. Bana türk halkı hakkında çok önemli bir kaç bir şey öğretti bu diziler. Şöyle ki;
-Türk halkı izlemeyi sever, özellikle de kendi yaşantısından uzak, yalılarda geçen heyecan dolu aşk hikayeleriyle süslenen, bol entrika dolu hikayeleri ve bunların güzel-yakışıklı oyuncularını...
-Bir önceki maddede belirtildiği üzere izlemeyi seven türk halkı bir noktadan sonra sadece izleme eylemini gerçekleştirdiği için tembelleşir ve izlemeye devam eder...
-Ve en ihayetinde bu "seyreden halk"tan biri olmak o kadar zor değildir, herhangi birimiz de bu eylemleri gerçekleştiriyor olabiliriz, yani okul okumakla her şey kazanılmaz...
Yukardaki 3 maddeyle özetlenebilecek sonuçların bana kişisel olarak kattığı çok fazla şey vardır. En önemlisi de, başkalarının yanlış-hatalı davranışlarını eleştirmenin seni daha akıllı-bilgili yapmadığı, o hataları kendinin de yapabilme ihtimalini düşünüp laflarını ona göre tartıp çevrene karşı daha tahammüllü olmandır.
Not:Televizyon ve dizi konusundan bu çıkarsamaya gelebildiğim için kendimi farklı hissetmemde sakınca yok sanırım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder